Birlik Olmadan Güç Olmaz
Güçlü kalmanın yolu ayrışmadan değil, birlikten geçer. İç muhasebemizi sandıkta yapar, devletimizi ve milletimizi her şartta birlikte ayakta tutarız. Dünyada güç boşluk tanımaz. Eğer hem sahada hem masada olmayan bir devlet, iradesi zayıf bir millet olsaydık; bugün ayakta kalmamız mümkün olmazdı. Tarih bize şunu net biçimde gösteriyor: Güçlü olmayanı korumazlar, tam tersine paylaşırlar. Bu yüzden bir ülkenin caydırıcılığı yalnızca silah gücüyle değil, birlik ruhuyla ölçülür.
Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel rekabet, bize iç çekişmelerin ne kadar maliyetli olduğunu açıkça anlatıyor. Dışarıda söz söylemek istiyorsanız, içeride sağlam durmak zorundasınız. Kendi içinde sürekli tartışan, birbirini yıpratan toplumlar; dış baskılara her zaman daha açıktır. Bu, ideolojik bir söylem değil, soğuk bir gerçekliktir.
Elbette farklı düşüncelerimiz olacak. Olmalı da. Demokrasi tam olarak bunun adıdır. Ancak eleştiri ile yıpratmayı, muhalefet ile düşmanlığı birbirine karıştırdığımızda asıl zararı kendimize veririz. Devlet aklı; günlük öfkelere, geçici tartışmalara feda edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Kendi içimizdeki hassasiyetlerin muhasebesi yapılmayacak mı? Elbette yapılacak. Bunun yeri ve zamanı bellidir: sandık. Seçimden seçime millet iradesi konuşur, kararını verir. Ama seçim dışı dönemlerde sürekli bir gerilim üretmek, toplumu kutuplaştırmak; ne refah getirir ne de güç kazandırır.
Bugün ihtiyacımız olan şey, “ben” değil “biz” diyebilmektir. Ortak paydada buluşabilmek, farklılıkları tehdit değil zenginlik olarak görebilmektir. Çünkü devletler zaaflardan yıkılır, milletler ise dağınıklıktan.
Gelin, bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Birlik olalım, birbirimize omuz verelim. Devletimizi ve milletimizi günlük tartışmaların değil, ortak hedeflerin etrafında yüceltelim. Çünkü güçlü bir gelecek, ancak birlikte inşa edilir.